Web sitemize hoşgeldiniz, 18 Mayıs 2022

İbadet ve eylemlerimizde niyet neden önemlidir?

Sponsor Reklam     
İbadet ve eylemlerimizde niyet neden önemlidir?

İbadet ve eylemlerimizde niyet neden önemlidir?

İslam dininde bütün ibadetlerin yapılışına baktığımızda niyet etmenin farz olduğunu görüyoruz. Yani niyet etmek ibadet etmenin temel şartlarından biri.

Niyet ettim Allah rızası için… dediğimizde, en üst niyeti hatırlıyoruz kendimize ve ibadetimize daha yüksek bir boyuta taşıyoruz.

Bu konu Kur’an-ı Kerim’de de şöyle açıklanmaktadır.

“Ey inanlar ! Oruç, ruhunuzda (içinizde) Allah bilincinin canlı kalabilmesi için, sizden öncekilere farz kılınmış olduğu gibi size de sayılı günlerde farz kılınmıştır.”

Psikoloji ve fizyoloji alanında son gelişmeler bilincimizin  maddeyi etkilediğini göstermektedir. Bu etkiye araç olan ise niyettir. Niyetimiz yaşamımız üzerinde huşu verici bir etkiye sahiptir. Yaratıcımız ile birlikte yola çıkmış oluyoruz. Onun verdiği gerçek gücümüzle koyuluyoruz  işlerimize ve geleceğimize.

Niyet Yaratıcımızla kurduğumuz bağ içinde, Yüksek bilinç halinde gerçekleştirdiğimiz bir düşünce olduğu için bütün eylemlerimize güç vermektedir.

Her an Yüce Yaratıcımız ile olmak bizi doğru yola ulaştıracaktır. Çünkü onunla olmak özümüz ile olmak anlamına gelmektedir.

“Yunus dürür benim adım

Gün geçtikçe artar odum

İki cihanda maksudum

Bana seni gerek seni”

Yunus Emre bu dizeleriyle niyetini ” Allah ile bütünleştirme olarak belirtmektedir. Tasavvufta buna “Aşk” denilmektedir. Aslında bütün varlıklar bu aşkla hareket etmektedir.

Dalını delip geçen yaprak Allah’ı arıyor. Boşluğu yaran ağaç Allah’a uzanıyor. Dağları delen sular Allah’a koşuyor. Varlıkların hepsi kendi gerçeğini aramakta. Hepsinde barınan  O, fısıldayan O, gerçekten var olan O’dur. Her şey O’nu arıyor. Evrendeki bu arayışın bir niyetinin farkına varan Yunus Emre onlara eşlik ediyor ve niyetini satırlara döküyor.

“Dağlar ile taşlar ile çağırayım Mevlam Seni,

Seherlerde kuşlar ile çağırayım Mevlam Seni,

Sular dibinde mahi ile sahralarda ahu ile,

Abdal olup,yahu ile çağırayım mevlam Seni.”

Yunus gibi evrenin işleyiş sırrını keşfederek, yüksek varlığımızla iletişim içinde eylemlerde bulunduğumuzda yani, gücümüzü Allah’dan aldığımızda dosdoğru yolumuzda ilerlemiş oluyoruz. Bizim irademiz ile yaratıcımızın iradesi birleşiyor. Hz.Muhammed’in bir kutsi hadiste açıkladığı gibi, ”İNSAN ALLAH’A O  DENLİ YAKLAŞIR Kİ,BİR ZAMAN GELİR,ONUN GÖREN  GÖZÜ,İŞİTEN KULAĞI, KONUŞAN AĞZI OLUR.”

Mevlana bu konuda görüşlerini bizlere şöyle açıklamaktadır. ”İnsanın sevgiyi boşa harcamaması, asli dostu Yaratıcıya ezelde, misakta verdiği söze sadakatiyle elde edilir. Bu ezeli ahde vefadır ki iman dediğimiz esrarlı manayı  ortaya çıkarır. Hz.Peygamber “ahdi olmayanın imanı da yoktur” diyor. Mevlana bütün eserlerinde insanı şerefli kılacak bu vefa borcunu yerine getirmeye ve hayatını Yaratıcıya dost olmanın gerektirdiği onur içinde geçirmeye çağırmıştır.

“Kalkın a aşıklar göğe ulaşalım,şu dünyayı gördük,bir de o dünyaya varalım.”

“Hayır hayır şu iki bahçe de güzel, ikisi de hoş fakat, ikisinden  de geçelim de bahçıvana gidelim.”

Eylemlerin görünen kısmı beden gibidir; amacı ise ruh gibi. Beden ruhla hayata kavuştuğu gibi, eylemler de niyet ile canlanır.

Kaynak: Mutluluğu seçiyorum (Öznur  Özdoğan)

Etiketler:

Sponsor Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz